Birçok şirket kurulduğu ilk günden itibaren muhasebeyi zorunlu bir formalite olarak görür. Beyannameler verilir, vergiler ödenir, defterler tutulur ve “muhasebe tamam” denir. Ancak zamanla ciro büyür, çalışan sayısı artar, işler karmaşıklaşır ve şirket sahiplerinin kafasında aynı soru oluşur: “Satışlar artıyor ama neden kasada para kalmıyor?”
İşte bu soru, klasik mali müşavirlik hizmeti ile finansal danışmanlık arasındaki farkın net şekilde ortaya çıktığı noktadır.

Mali Müşavirlik Ne Sağlar?
Mali müşavirlik, bir şirketin yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesini sağlar. Vergi beyannamelerinin hazırlanması, SGK bildirgelerinin verilmesi, defter kayıtlarının tutulması ve mevzuata uygunluk bu hizmetin temelini oluşturur. Bunlar olmazsa olmazdır. Doğru yapılmadığında ciddi cezalar ve riskler doğar.
Ancak mali müşavirlik çoğu zaman “olanı kaydetmeye” odaklanır. Yani geçmişte ne olduğunu gösterir. Bu noktada şirket sahiplerinin yaptığı en büyük hata, bu hizmetin tek başına yeterli olduğunu düşünmektir.
Finansal Danışmanlık Ne Katar?
Finansal danışmanlık ise işin geleceğine odaklanır. Rakamları sadece kaydetmez, yorumlar ve anlamlandırır. Amaç, şirket sahibinin daha doğru kararlar almasını sağlamaktır.
Finansal danışmanlık kapsamında şu sorulara yanıt aranır:
-
Şirket gerçekten karlı mı, yoksa sadece ciro mu yapıyor?
-
Nakit akışı neden sıkışıyor?
-
Hangi giderler kontrol dışına çıkmış durumda?
-
Vergi yükü daha doğru bir planlamayla azaltılabilir mi?
-
Şirket büyümeye hazır mı, yoksa risk mi birikiyor?
Bu bakış açısı, muhasebeyi bir yük olmaktan çıkarıp stratejik bir araca dönüştürür.
Şirketler Ne Zaman Finansal Danışmanlığa İhtiyaç Duyar?
Genellikle belirli kırılma anlarında bu ihtiyaç netleşir. Örneğin:
-
Ciro artmasına rağmen karlılık düşüyorsa
-
Sürekli KDV alacağı veya ödemesi oluşuyorsa
-
Ortaklar arasında para yönetimiyle ilgili tartışmalar başladıysa
-
Kredi, yatırım veya büyüme planları gündeme geldiyse
-
“Her şey yolunda gibi ama içime sinmiyor” hissi oluşuyorsa
Bu işaretler, şirketin artık sadece muhasebe değil, finansal yönlendirme ihtiyacı olduğunu gösterir.
En Yaygın Yanılgı: “Muhasebecim Zaten Söyler”
Birçok şirket sahibi, mali müşavirinin her şeyi kendiliğinden yönlendirmesini bekler. Oysa finansal danışmanlık pasif bir hizmet değildir. Düzenli analiz, raporlama ve karşılıklı iletişim gerektirir. Şirketin iş modelini, hedeflerini ve risklerini bilmeden sağlıklı bir finansal yol haritası çizmek mümkün değildir.
Doğru Yaklaşım Nedir?
En sağlıklı yapı, mali müşavirlik ile finansal danışmanlığın birlikte yürütülmesidir. Yani:
-
Yasal yükümlülükler eksiksiz yerine getirilir
-
Rakamlar düzenli olarak analiz edilir
-
Vergi planlaması son dakikaya bırakılmaz
-
Nakit akışı önceden öngörülür
-
Şirket sahibi karar alırken yalnız kalmaz
Bu yaklaşım, şirketi sadece bugüne değil, geleceğe de hazırlar.
Muhasebe, şirketin ayakta kalmasını sağlar; finansal danışmanlık ise doğru şekilde büyümesini. Sadece defter tutmak, rakamları anlamlandırmadan ilerlemek çoğu zaman gizli riskler biriktirir. Oysa doğru yönlendirme ile aynı cirodan daha fazla kar elde etmek mümkündür.
📌 Kadıköy’den tüm Türkiye’ye hizmet veren Teztürer Mali Müşavirlik, şirketlere yalnızca beyanname ve defter hizmeti sunmakla kalmaz; finansal kararlarını daha sağlam temellerle almaları için yol gösterir. İşinizi büyütürken rakamların sizi değil, sizin rakamları yönetmenizi hedefler.


